
Sözün Rengi’nin yeni konuğu, sakin ve yüreği sıcacık yapan eserleriyle Peter Carnavas!
Carnavas’ın hikâyelerinde büyük laflar yok. Bunun yerine gözden kaçan küçük anlar, çocukların zihinsel berraklığı, aile bağları ve iyileşmenin bebek adımları var.
Yoğun duyguları kendine has yalınlıkla sakınmadan yazması Carnavas’ı çağdaş çocuk edebiyatının dikkate değer seslerinden biri yapıyor.
Bizi Avustralya’nın rengârenk kuşlarının peşine düşürürken küçük bir çocuğun çizgilerinden dünyayı gösteriyor. Babasının sessizliğini kocaman bir file dönüştüren küçük bir kızın umut ve neşe arayışını incelikle anlatıyor.
Bu röportajda Peter Carnavas ile duyguların yazıdaki karşılığını, okurun kalbine giden yolu ve yaratıcı süreçlerinin perde arkasını konuştuk. Kütüphaneci ve öğretmen olarak yaptığı gözlemlerden yapay zekânın yaratıcı süreçlere etkisi olup olmadığına dair düşüncelerine kadar pek çok konuya değindik.
Şimdi sözü, büyük duyguları küçük anların içine saklayan Peter Carnavas’a bırakıyoruz.
Romanlarınızın üçü de büyük ödüller aldı. Bu gerçekten inanılmaz!
Sizce bir hikâyeyi “iyi” yapan şey nedir? Kendi yazın yolculuğunuzda bunu nasıl keşfettiniz?
Benim için en önemli unsur, okurun gerçekten önemseyeceği bir karakter yaratmak. Eğer bir karakteri önemsiyorsanız onunla her yere gidersiniz.
Bunu muhtemelen okurken keşfettim. Bazı hikâyelerin neden içimde yer ettiğini, bazılarının neden etmediğini kendime sorardım. Çoğunlukla mesele, sevebildiğim karakterlerdi.
Resimli kitaplardan romanlara geçişiniz, üretme biçiminiz açısından nasıl bir değişiklikti? Bu yeni form size daha fazla özgürlük getirdi mi?
Resimli kitapları ve çizmeyi çok seviyorum ama roman yazmak, hikâyenin bambaşka katmanlarını keşfetme ve karakterlerin iç dünyasına daha derinden dalma imkânı veriyor.
Hâlâ çok çiziyorum. Eskiz defterlerim resimlerle dolu fakat artık fikirlerimi kelimelerle ifade etme konusunda daha rahatım. Kitap resimlemek benim için her zaman biraz sinir bozucu olmuştur. Çünkü kendime çok baskı yapıyordum. Yazarken bu baskıyı hissetmiyorum.
İlk kitabınızı yayınevine gönderme, bekleme, geri dönüş alma ve kabul edilme süreci… Bu yolculuk size neler öğretti?
Sabretmeyi.
O dönem fark etmemiştim ama yayın dünyası bazen gerçekten çok yavaş işleyebiliyor.
Fil kitabındaki Olive’in dedesi ile tepeden fırlattığı kâğıt uçaklardan biri elinize düşseydi üzerinde ne yazmasını isterdiniz?
Devam et.
Çocuklar için yazanlar genelde fantezi, mizah veya macera türlerine sığınıyorlar. Siz ise yas, ayrılık ve öteki olmak gibi zor konuları işlediğiniz hikayelerinizde duygusal derinliğin okurda karşılık bulacağına nasıl inandınız? Bu güveni neler besledi?
Bu tür hikâyeler yazmak hiçbir zaman bilinçli bir tercih olmadı. Ama okuyucularımın kitaplarımı okurken yoğun duygular hissetmesini seviyorum. Bence hepimiz için okurken çeşitli duyguları deneyimlemek hem sağlıklı hem de tatmin edici bir şey. Üstelik kitaplar bunu deneyimlemek için güvenli bir alan sunuyor.
Yine de bu temaları işlerken ölçülü olmak, dengeyi korumak ve tüm bunların merkezinde güçlü bir hikâye olduğundan emin olmak çok önemli.
Devamı: https://www.kitaphaber.com.tr/sozun-rengi-nde-peter-carnavas-roportaji-k7443.html

Yorum bırakın