
Röportaj: Şevval Baştan
Kitaplarının hem metinlerini yazan hem de illüstrasyonlarını yapan ayrıcalıklı sanatçılardansınız. Başka yazarlarla işbirliği halinde olduğunuz kitap projelerinde muhatabınızın hayal gücü ile kendi hayal gücünüz arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? Bu tür projelerde nelere dikkat edersiniz?
Birlikte çalıştığım yazarlarla doğrudan iletişim kurabildiğim için şanslıyım. Günümüz yayıncılık dünyasında bu nadir bir deneyim. Çoğu zaman, özellikle de editörlerin rahatı için ortaklar arasındaki mesafeli duruş bir kural olarak kabul ediliyor. Fakat dirençli bir yazar ya da çizerin rolleri hiçe sayıldığında işler çirkinleşebilir. Bu konuda şimdiye kadar fevkalade ortaklarla çalıştığım için şanslıyım.
Kendi illüstrasyon yaklaşımımı tek kelimeyle özetleyebilirim: Aydınlatmak! Bir illüstratörün görevinin kelimelere ışık tutmak olduğuna inanıyorum. Bu ışık neslere bir gölge sunabilir ancak asla bir ayna olmamalıdır. Bu işe yeni başlayan pek çok illustrator metni daha anlaşılır kılmak ya da bazı durumlarda okuyucuyu daha derin düşünmeye sevk etmek yerine yazılanları olduğu gibi resmetme hatasına düşüyor.
Okur kitlenizin çoğunluğunu yetişkinler oluşturuyor ancak kitaplarınızdan Gümbür Gümbür ve Suspus çocuk kategorisine dahiller. Bu durumda çocukların da bağ kurabileceği bir karakter tasarlarken nelere dikkat ediyorsunuz?
Resimli kitaplar çocuklara olduğu kadar yetişkinlere de hitap ediyor ve artık yavaş yavaş her yaşa uygun bağımsız bir edebiyat türü olarak kabul görmeye başladı. Çocuk kitapları için hedeflenen “yaş aralığı” kavramı bir pazarlama bileşeni olsa da çocukların gerçekten bağ kurabileceği karakterler tasarlamak çok önemlidir.
Bana göre birçok yazar genç okur kitlesinin duygusal derinliğini hafife alma eğiliminde. Çocukların duyguları tam anlamıyla kavrayamasalar bile hakikati ve içtenliği tanıdıklarına inanıyorum. Bu yüzden bir karakter yaratırken onun duygusal karmaşaları ile merhameti arasındaki dengeyi doğru sağlamakla özel olarak ilgileniyorum. Sonuçta karakter zor anlarda bile doğruluk sergilemelidir. Böylece onu gören çocuk; sevginin ne olduğunu, acının ne olduğunu ve dünyada her ikisinin de var olduğunu anlayacaktır. Bir yazarın da bu gerçekliği göz önünde bulundurmasının okurlarına karşı sorumluluğunun bir parçası olduğuna inanıyorum.
Dijital ortamlarda illüstrasyon yapan sanatçıların bir müddet sonra kalem kağıt gibi geleneksel materyallerle bağlarını kopardıklarını görüyorum. Sizin geleneksel tarz ve araçlara olan yaklaşımınız nasıldır?
İllüstrasyonunu yaptığım ilk beş kitap herhangi bir dijital yöntem kullanmadan sadece geleneksel yöntemlere dayanırken yakın zamandaki projelerimde Procreate adlı bir çizim programı kullanmaya başladım. Bu geçiş benim için inanılmaz rahatlatıcı oldu ve stüdyo sınırlarımın dışında da çalışabilmemi sağladı.
Son birkaç kitapta ise hem geleneksel hem de dijital yöntemleri birleştiren hibrit bir teknik kullandım. Süreci, kağıt ve kalem kullanarak konsept çalışmasıyla başlatıyorum. Daha sonra çizimleri tarayıp İPad’ime aktarıyorum ve renk paletini dijital ortamda hazırlıyorum. Bir sonraki adımda bu dijital tasarımları büyük suluboya kağıtlarına basıyorum. Son aşamaya geldiğimde boya ve renkli kalemlerle vurguları ekleyip eseri tamamlıyorum.
Bu en verimli yöntem olmasa da hem “Suspus” hem de “Gümbür Gümbür”de başarılı olduğunu kanıtladı.
“Suspus” isimli kitabınız karanlık ve gizem doluyken, “Gümbür Gümbür” göç gibi zor bir konuyu ele almasına ragmen daha umutlu bir tona sahip. Bir çocuk kitabı yazarı olarak çocuklara analtılması zor duygusal ikilemler hakkında yazmak sizin için nasıl bir süreçti?

“Suspus”u hazırlamak uzun ve zorlu bir yolculuktu. Özellikle de okuyucuyu korkutmadan yalnızlığı anlatmanın en iyi yolunu bulmak konusunda. Hikaye merkezindeki küçük kızın endişelerini yansıtmak için görselleri nasıl kullanabileceğimi fark etmek bu konuda benim için bir dönüm noktası oldu. Buna karşın “Gümbür Gümbür”ü yazmak çok daha kolaydı. Çünkü ilk kitaptaki karakterin içsel mücadeleleri, ikinci kitapta üstesinden gelmesi gereken dış mücadelelere güç veren bir temel oluşturdu.
Sizin kitaplarınızı “uyku öncesi” kitaplarından farklı kılan nedir?
Röportajın devamı: https://www.kitaphaber.com.tr/sozun-rengi-david-ouimet-roportaji-k6101.html

Yorum bırakın