Yıldızlararası Bir Senfoni

Yazan: Şevval Baştan

“Mobilis in mobili” Kaptan Nemo

2023 yılı astronomide önemli gelişmelerin kaydedildiği bir yıl oldu. ABD Ulusal Bilim Vakfı tarafından haziran ayında tüm astronomi ve fizik dünyasını heyecanlandıran bir keşif paylaşıldı. Bu keşif evrenimizin fısıltıları hakkında…

Neredeyse yirmi yıldır bilim insanları, süper kütleli kara deliklerin tetiklediğini düşündükleri gravitasyonel dalgaların arka planını arıyor. Böyle bir arka plan Einstein’dan bu yana teorize edilmiş ve gök bilimciler tarafından araştırılmış olsa da dalgaların sinyalleri yaklaşık on beş yıllık zaman ölçeğinde doğrulanabildi. Ve nihayet 29 Haziran Çarşamba günü adeta uçsuz bucaksız uzay-zaman okyanusunun dalga sesleri duyabildik.

Bu keşfin iki öyküsü var. İlki Albert Einstein’ın 1915 yılında genel görelelik teorisiyle başlıyor. Teoriye göre evrenin üzerinde; karadelikler, yıldızlar ve dünya gibi nesnelerin içinde yüzdüğü bir uzay-zaman dokusu var.

Uzay-zaman dokusu, üzerine farklı kütlelerde toplar bırakılmış gergin haldeki bir kumaşa benzetilebilir. Topun kütlesi ne kadar büyükse kumaş üzerinde neden olduğu çukur ve kırışıklık o denli büyük olacaktır. Yani bir yıldız uzay-zamanı dünyamızdan daha çok büker. Bir kara delik ise bir yıldızdan kat be kat daha fazla bükülmeye yol açmaktadır. Bu nesnelerin hareketleri ise uzay zaman kumaşında binlerce ışık yılı boyunda dalgalara yol açıyor.

Öykülerin ikincisi ise 1967 yılında Kuzey İrlanda Lugan’da Jacolyn Bell adında bir yüksek lisans öğrencisinin uzaydan gelen olağan dışı bir sinyali fark etmesiyle başlıyor. Bell, uzayda her saniye tıpkı bir saat gibi tekrarlanan sinyaller tespit etti. Kendisi ve diğer gökbilimciler daha sonra bu sinyalleri “pulsar”lar olarak isimlendirdiler.

“Kozmik deniz fenerleri” ya da “Atarcalar” diyerek Türkçeleştirebileceğimiz Pulsarlar, saniyede 700 kadar dönüşe ulaşabilen ve düzenli aralıklarda çevresini radyasyon atımlarıyla tarayabilen nötron yıldızlarıdır. Periyodik atımları her dönüşte Dünyamıza ulaşırken onları muazzam derecede hassas saatlere dönüştürüyor. Peki bu tik takları kullanarak uzay-zaman dokusunda galaksimize ulaşan dalgalanmaları tespit edebilir miyiz? 

Amerika ve Kanada’dan 190 bilim insanı NANAOGrav isimli çalışma grubunda tam da bu yöntemi kullanarak galaksi boyunda bir dedektör yapmayı başardılar. 15 yıl boyunca düzinelerce pulsar kullanarak kütleçekimsel dalgalanmaları “İnterferometri” adı verilen çalışma prensibini kullanarak tespit ettiler.

Pulsarlardan çıkan dalgalar evrenin uçsuz bucaklığında giderek enerji kaybederken oldukça silikleşmiş bir halde Dünyamıza ulaşırlar. Bu dalgalar öylesine küçüktür ki bizim fiziksel olarak hissetmemiz ya da sıradan yöntemlerle ölçmemiz mümkün değildir. Bu yüzden interferometri yöntemini esas alan hassas cetvellere ihtiyacımız vardır.

Devamı: https://www.gzt.com/kultur/2023te-gokbilimciler-galaksi-boyunda-gravitasyonel-dalgalari-tespit-etti-3773535

Yorum bırakın