
Bu blogun sahibinin mutfak işlerinin asla bitmiyor oluşunu anlamlandırmaya çalışmasından, arkadaşının özel ricası olan tavuk çorbasının tarifinden, kadınların yazgısı multi-taskingi kolaylaştırmak adına birkaç deneyimden söz ediyor.
Bu seferki bir rica üzerine yazdığım, insanı ayağa kaldıracak bir tavuk çorbası tarifi olacak. Aslında bu tarifi çok önce yazmak istemiştim ama olur ya araya hep bir şeyler girdi. Ta ki geçenlerde arkadaşım Hafsa, “Şevval lütfen bu tarifi yazılı olarak bana gönderebilir misin?” deyinceye kadar.
Böylece bir akşam yemeği ve bir blog yazısı daha kararlaştırılmış oldu. Asla bitmeyen işlerin olduğu mutfağımda her şeyi olabildiğince hallettikten sonra çayımı da alıp masama oturdum ve şimdi tarifi yazmak için bilgisayarımın başındayım. Burada olmak büyük bir mutluluk çünkü bir öğün yemeği hazırlamak ortalama 60-90 dakika arasında sürüyor. Tabağımızdakileri yiyip bitirmek ise on dakika. Peki öylece bitiyor mu? Maalesef hayır. Birde bulaşıkları yıkamak, mutfağı toplamak, ocağı silmek gibi işler var. Büyük bir dengesizlik var. Umuyorum ki Rabbimiz bunların karşılığını cennette kat kat verir ve dünyada da bu işleri kolaylaştırıcı düşünceli ve düzenli insanlar gönderir.
Yine de kadınlar hızlı ve pratiktir. Bu yüzden bu çorba tarifiyle bir sistem kurduğumuz mutfağımızda üç şeyi aynı anda nasıl yapabileceğimizden de bahsetmek istiyorum. Öncelikle bir tavuk çorbası için elbette ki tavuk haşlamak gerekir. Haşlanan tavuğun suyu pilavlara ve başka çorbalara da kullanılabilir. Bu yüzden haşladığımız tavuğun suyunu daha sonra kullanmak üzere bölebiliriz. Bunun yanında son birkaç aydır edindiğim bir adet olarak, sulu yemekleri çok miktarda yapıp daha sonra da en az bir kere daha hazır bir şekilde çıkarıp kullanmak için kavanozlara konserve yapıyorum.
Dolayısıyla bu tarif sonucunda yaptığımız miktara bağlı olarak elimizde; Tavuk çorbası, en azından 500 gramlık iki kavanozda tavuk suyu ve daha sonra bir öğün için herkese rahatça yetecek kadar konserve tavuk çorbası olacak (yoğun zamanlarda mükemmel bir kurtarıcı)
Malzemeler
-Tavuk göğsü ya da kalçalı but olabilir fark etmez
-Defne yaprağı
-Su
-Sıvı yağ
-Patates
-Soğan
-Havuç
-Şehriye (bu çorbada tel şehriye bana göre daha estetik duruyor ama yine de fark etmez katmasanız bile olur)
– 1 adet yumurta
– 1 adet limon
-İki yemek kaşığı un
-1 tatlı kaşığı zerdeçal (opsiyonel)
-1 tatlı kaşığı toz zencefil (opsiyonel)
-Maydanoz veya dereotu
Öncelikle bunun terbiyeli bir çorba olduğunu belirtmek isterim. Bu yüzden en başta yüzer görünen tavuk ve sebzelerin sonrasında kıvam alan sıvıda yüzdüğüne hep birlikte şahitlik edeceğiz. Bu yüzden bizi ilgilendiren süreci iyi takip etmek.
Hazırlanışı
Öncelikle tavuklarımızı tencerede güzelce haşlıyoruz. Ve elbette haşlanırken içerisine iki adet defne yaprağı atmayı unutmuyoruz. Ben şahsi olarak tavuk eti ya da kırmızı et hatta buna balık da dahil öylece tek başlarına pişmelerini ya da haşlanmalarını sevmiyorum kokudan dolayı. Bu yüzden olayı daha hoş kokulu ve aromalı bir hale getirmek için en pratik, en ulaşılabilir çözüm olarak defne yaprağını buldum.
Tavuklarımız haşlandıktan sonra onları lif lif ayırıp didikliyoruz. Bunun için geçen gün bir aparat görmüştüm. Şu üç harfli market zincirine gelen bir ürün. Tavuğu içine koyup döndürünce didikleniyordu. Gerek var mı? Asla. Birde onun bulaşığını yıkamamız, sonra da o aparatı koyacak yer düşünmemiz gerekir. Hiç gerek yok zaten uzun süren bir iş değil.
Benim kullandığım tencerede genelde 1.5 L kadar tavuk suyu çıkıyor. Bunu 500 gramlık üç kavanoza ayırıyorum. Sıcak sıcak doldurduğumuz kavanozları dikkatlice sağlam kapaklarla kapatıyor ve vakumluyoruz. Bir tanesi şimdi yapacağımız çorbada kullanmak üzere diğerleri artık pilav mı olur başka çorba mı olur onu bilemem. Nasip.
Çorbayı yapacağımız tencereye rendelediğimiz; patates, havuç ve soğanı alıyoruz. Bu sebzeler tamamen opsiyonel. Mesela son yaptığımda evde havuç yoktu o yüzden kullanmadım. Tamamen size kalmış bir durum. Sonrasında bu sebzeleri yağda kavurup üzerine bir kaşık un ekliyor ve biraz daha kavuruyoruz. Üzerine sıcak su ve haşladığımız tavuktan bize kalan tavuk suyundan ekliyoruz. 2 bardak kadar olabilir. Burada işin içine un kattığımız için dikkat edelim ki topak topak hamurlaşmasın. Bunun için suyu azar azar ekliyoruz.
Sebzeler haşlanınca ben onların daha homojen bir kıvam almasını tercih ediyorum. Bu yüzden blenderdan geçirip önce tel şehriye sonra da didiklenmiş tavukları öyle üzerine ekliyorum. Ama siz rendelenmiş şekilde durmasını isterseniz o da olur neden olmasın. Şehriyeler yumuşayıp tavuklar ortamın gözdesi haline gelirken bir kenarda çorbamızın terbiyesini hazırlıyoruz. Bir yumurta, bir limonun suyu, 2 kaşık un ve zerdeçal. Hepsini güzelçe çırpıp çorbaya ilave ediyoruz. Dikkatli ekleyelim çünkü ortamın sıcaklığından terbiyedeki yumurta pişebilir. Toyga çorbasında detaylıca bahsettiğim temperleme yöntemiyle karışımı ilave edebilirsiniz. O yazının linkini de şuraya ekliyorum: Toyga Çorbası mı Yoksa Dovga Aşı mı?
Evet çorbamız bitti sayılır. Geriye tuzunu atmak ve yeşillikler kaldı. Maydonoz ya da dereotu veya ikisini birden güzelce doğrayıp küçültüyoruz. Çorbamıza onları da ekliyoruz. Bu tamamen keyfi bir durum. Ben bu tür çorbalarda renk sevdiğim için yeşillik görmek hoşuma gidiyor. Zerdeçal zaten çorbayı sapsarı yapıyor ama bu dokunuşlar da bana kalırsa çorbanın güzelliklerinden.
Çorbayı henüz sıcakken 1L’lik ya da daha küçük kavanozlara bölüp konserveleyebilirsiniz. Bu da Üçüncü kuştu.
Herkese afiyet olsun. Şifa olsun.
Şevval Baştan

Yorum bırakın