
Tay’ı çıktığı andan beri izleyip ardından değerlendirme yazısını hazırlama niyetindeydim. Çok reklamı yapıldı, galasından çok kareler gördük. Hakkında M. Fatih Çıtlak’ın yorumunu bile dinledim. Bu durum filme karşı olan ilgimi doğal olarak arttırdı. Nihayet masama oturdum ve işte başlıyorum.
Filmimiz, küçük bir tay olan Riyah’ın annesiyle ayrı düşmesi ve annesini aramak için bir deveyle yaptığı yolculuğunu anlatıyor en kısa haliyle. Filmde beni daha en baştan rahatsız eden ve hayal kırıklığına uğratan açılış sahnesiydi. Çölde perişan bir halde dolaşan ve yemek arayan kertenkele görüyoruz. Bu karakter bir yerlerden tanıdık. Minika Go’da yayınlanan Oscar Çöllerde çizgi filmindeki kertenkeleyle neredeyse aynı. Ama şunu bekledim: Bakalım bu karakterin olay örgüsüne, hikâyeye bir katkısı olacak mı? Eğer olacaksa tamam, kabul edip bu intihali bir nebze görmezden gelebilirim. Ama kertenkelenin filmin akışına ara sahnelere kısa kısa konulması ve komiklikler yapmaktan başka hiçbir olayı yok.

Çehov’a atfedilen ve sinema anlatılarının da temelini oluşturmuş şu sözü hatırlayalım:
“İlk bölümde duvarda asılı bir tüfek olduğunu söylüyorsanız, ikinci ya da üçüncü bölümde o tüfek patlamalıdır. Eğer patlamayacaksa o tüfek orada asılı olmamalıdır.”
İşte bu! Kertenkele hikâyeye bir dokunuş yapmayacaksa orada olmamalıdır. Sadece kertenkele değil; pazardaki eşekler, akbabalar ve keklikte buna dahil. Bunlar sahneler arası geçiş ve güldürücü unsur olarak kullanılmış.
Bunlar haricinde filmde aptal düşman, biri uzun diğeri kısa hırsız klişeleri de bol bol vardı. Bunlar da gereksiz unsurlara giriyor. Animasyonun kalitesi benim için en önemli unsurlar değil fakat yer yer kahramanların duygu durumlarını ifade ederken ciddi eksik kalmış. Çocuk için bu konu özellikle önemli. Kahramanın yüzüne baktığında duygusunu isimlendirebilmelidir.
Bu olumsuzluklar canımı sıkıyor. Şimdi yapıcı eleştirilerime ve filmden beklentilerime dönmek istiyorum.
Bir filmden ne beklerim? Bir filmden öncelikle estetik haz almalıyım. Sonrasında iyi bir hikayesi olmalı ve beni çekmeli. Gereksiz uzun sahnelerden arınmış olmalı. Film ne istediğini bilmeli. Ve müziklerini de sevmeliyim. Bu kriterlerim çocuklar için hazırlanan eserlerde detaylanıyor: Didaktik olmamalı. Ders anlatır tarza olursa o çocuğa filmi izletmemin ne anlamı var. Ben veya öğretmeni zaten anlatıyoruz. Çocuğa filmin diliyle, sinemanın o geniş imkanlarını kullanarak bir şeyler anlatılmasını beklerim.
Tay filminin anlatımındaki temel problem bu: Ders anlatılmış. Bir siyer dersi ve hicret konusu. Ama hayvanların ağzından. Sinemaya özgü unsurlardan ciddi şekilde yoksun.
Ben iyi bir potansiyel gördüğüm işlerin azla yetinmesine üzülüyorum. Tay filmi aslında güzel bir çıkış noktasına sahip: Hicrete tanıklık eden hayvanların ağzından hicreti, Peygamberimizi anlatmak. Öyle ki ana kahramanlardan Jamal’ın Riyah’a film boyunca anlattığı hikayedeki kahramanlar, hicret esnasında Peygamberimiz ile Hz. Ebubekir’i takip ederek Medine’ye ulaşıyorlar. Bu kısmı iyi bir metafor olarak görürsek film çok daha kıymetli bir hale gelir. Peygamberi takip etmek, yolda olmak gibi. Ama film bunu yapmamış. Bu güzel hikâye sadece bir deveden yol boyunca dinlediğimiz bir hikâyeden, flash back sahnelerinden ve kötü adamlardan kaçmaktan ibaret. İzleyici olarak bunu çok acı bir durum olarak kabul ediyorum.
Şunu düşünmek istemiyorum: Acaba uğraşılmak mı istenmemiş? Zaten piyasada çocuğuna izletecek güzel ve temiz film arayan bize muhtaç insanlar var. Ne yapsak gideri vardır. Filmdeki anne atı arayış konusunun bu kez Trt Çocuk’ta yıllardır yayınlanan Doru filmine olan tıpatıp benzerliği beni maalesef buna inanmaya zorluyor. Daha fazla uzatmak istemiyorum.

Evet, çocuklarımız için temiz ve güzel filmler arıyoruz. Maalesef bu konuda elimizdeki seçenekte az. Biraz daha istersek öğreneğin değerler konusu ve dini çağrışımları olan, akıllıca tasarlanmış hikâyeye sahip filmlere yüzümüzü dönmeye çalıştığımızda elimizdeki seçenekler iyiden iyiye azalıyor. Ben öncelikle kendi ülkemden bu konuda kaliteli yapıtların çıkmasını isterim. Olacaktır da. Ama bu öncelikle karşımızdaki kitleyi ciddiye almaktan geçiyor. Artık ebeveynler daha bilinçli ve üreticilerden anlamlı talepleri var. Bunların dikkate alınması ve güzel işlerin çıkması için bende her zaman duacıyım. Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkürler 😊
Şevval Baştan

Yorum bırakın